22 Eylül 2011 Perşembe

İlişkilerimizin elektrolizini yapabiliyor muyuz???

Kimyacılar suda çözer bileşenleri, ama biz insanoğlu sahip olduğumuz en güçlü silahımız; beynimizde ayrıştırırız sorunları;)))


              İlişkilerimizin elektrozini ne kadar yapabiliyoruz? Yani ne derece ayrıştırabilme gücünü elimizde tutarak olaylara dışarıdan bakabiliyoruz? Tıpkı lise yıllarında kimimizin nefret ettiği (bknz ben), kimimizinse bayılarak dinleyip çalıştığı (ki o kesim bence cidden takdire şayan) Kimya dersinde adı geçen elektroliz kavramında olduğu gibi...Yaşadığımız şeyin içindeyken bile onu anot ve katot şeklinde sınıflandırabiliyor muyuz? Yani; olayın içindeyken dışına çıkarak; kimliğimizin, isteklerimizin, beklentilerimizin ve hayat felsefemizin farkına vararak, yaşadığımız şeyin artı ve eksilerini görebilme yeteneğinden bahsediyorum. Yapabilen kesim azdır, duygulardan arınmak çoğu insan için çok güçtür çünkü. Fakat imkansız değildir. Duygular da çok ama çok önemlidir elbet. Ama biraz da olsa insanın bu güce sahip olması gerektiğini ve deyim yerindeyse gözüne inen perdeyi aralamasının kişinin kendi huzuru ve mutluluğu için olduğunu düşünüorum. Kaçımız bunu becerebiliyoruz? Ya da belki becereceğiz ama denemiyoruz; bizi denemekten korkutan nedir? Bundan daha iyisini bulamam düşüncesi mi, kendimizin farkında olamamak mı, yoksa ne istediğimizi hala bilememek mi? Bunlardan en tehlikelisi sanırım, kendimizi tam anlamıyla tanıyamamaktan kaynaklanan, nasıl bir ilişki istediğimizi bilememek ve bu ilişkiden beklentinin ayırdına varamamak. Bunun yanı sıra, insanoğlunun yaradılışından getirdiği bazı karakter özellikleri veya yaşanmışlıklardan ortaya çıkan yaraları sarma/bastırma ihtiyacı da bu sorunsalın sebeplerinden sayılabilir. Kimi insanlar öylesine duygusaldır ki ilişkisini hayatının tam da merkezine koyar. Kendinden, isteklerinden, beklentilerinden her şeyden vazgeçer. Artık hayatı sadece O'dur ki bu benim en nefret ettiğim kesimdir. Karşınızdaki insan için her şeyden vazgeçiyorsanız hele ki karşı taraf bunu sizden talep ediyorsa bu ilişki kesinlikle yalancı gebelik kadar sahte, kısa süreli ve sancılı olacaktır. Düşünün ilişki biterse yapayalnızsınız ve hiçbir şeyiniz yok! Böyle bir rehavet içindeyseniz elektrolizi hemen yapmalı ve karar vermelisiniz. Zaten şunu hiç anlamıyorum eğer karşınızdaki sizi, siz de onu çok seviyorsanız birbirinizin isteklerine, beklentilerine duyarlı ve onun sevdiği her şeye karşı, siz hoşlanmıyor olsanız dahi, saygılı ve destekleyici olmanız gerekmez mi? Nedir bu karşımızdakini sürekli değiştirme çabası? Neden insanları oldukları gibi sevemiyoruz, kabullenemiyoruz? Neyse bu başka bir sorunsal; konuyu dağıtmayalım:) Hadi sevdiniz ve kabullendiniz diyelim; herkesin fedakarlık gösterebileceği veya olmazsa olmaz dediği, karşı tarafta/ilişkide olmasını istediği eksi ve artı yönleri ayrıştırabilmeyi yapabiliyor musunuz? Ya da bunun ne derece farkındasınız? Dediğim elektrolizi yaparak ama objektif bir şekilde yaparak, sorunların üstesinden gelebiliyor musunuz? Eğer tüm bunları başarabiliyorsanız ne mutlu size...Peki diyelim ki; mutlu olacağınız, istediğiniz özellikler birde tahammül edemeyeceğiniz özellikler tek bir bünyede toplanmış karşınızda duruyor, ki bu yüksek de bir olasılık. Böyle bir durumda da artının eksiyi kapatabilme veya eksinin artıya nazaran tahammül edilebilme potansiyelinin farkına varabiliyor musunuz? Bence bunlar, kişinin daima kendisine sorması gereken, düşünülmesi gereken ve cevapları ayrıntılarda gizli sihirli sorular. Ancak bu soruları cevaplayabiliyorsanız huzurlu olabilir, doğru kişiyi tanımlayabilir, bulabilir veya kaliteli bir ilişki yaşayabilirsiniz.



Sorularrr sorular.....Sorulmazlarsa hele de cevap aranmazlarsa, kafanızda tam bir savaş var demektir. O yüzden tüm soru işaretleriyle mücadele edilmeli ve etkisiz hale getirilmelidir. Özellikle sorudan soru üretmekte acayip bir yeteneğe sahip biz kadınlar için...Cevaplayın ve kurtulun! =)





           Biliyorum bunları yapmak zor hele severken, gözler toz pembe görürken daha da zor ama belki de yapamadığımız için kaliteli bir ilişki yaşayamıyor, çabuk tükenen ilişkilerle yüz yüze kalıyor ve ilişkilerimizde doyumsuzluğa yöneliyoruz. Bunu bir düşünün, süzgecinizden geçirin. Zaten düşünmeye başlamanız bile yolun yarısına gelmenizi sağlayacaktır. Bence bu sorunları, cevapları bularak aşabiliriz. İnsanın en zor cevap verdiği varlık da kendisidir. Cevapları verebiliyorsanız artık uygulayabilirsiniz de demektir. Cesaretli olun ve ne istediğinizi bilin yeter;) Sadece düşünmekten, ilişkinin elektrolizini yapmaktan kaçmayın. Benim düşüncelerim böyle...Ne dersiniz denemeye değer değil mi? Yorum sizin...;)))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder