16 Ekim 2011 Pazar

Kavramlar belki de "Öcü" değildir...

Rutine dönüşen her şey sıkıcı mıdır gerçekten? Peki rutine dönüşmeyen bir şey kalıcı olabilir mi? Sanki iki ucu çikolatalı çomak gibi geliyor kulağa:) Ne sensiz ne de senle hesabı..Monoton olan şey insanoğlunu daima sıkmıştır bu bir gerçek, fakat bazen bazı şeylerin kalıcı olması için sürekli devam etmesi gerekir; bir alanda etkin düzeye erişmek için, yaptığınız şey her ne ise dans, spor, ilişki, iş yaşamı hiç farketmez, sürekli devam ettirmeniz gerekir. Ama diğer bakış açısıyla konuya yaklaştığımızda ise yaptığınız şeylerin artık hayatınızın bir parçası konumuna gelmesi, rutine dönüşmesi demektir. Rutin denen kavram ilk bakışta kulağa itici gelse de genellikle hayatımızın daimi parçası oluverir birden ve "off her şey aynı" diye düşünürüz, bunalırız. Bence bunu böyle değerlendirmemek gerekir. Evet ben de monotonluğu hiç sevmem ve buna dayanamayan bir enerji ve karaktere sahibim. Bazı insanlar da benim gibiyken kimisi de monotonluğu kabul edebilen ve onunla yaşayabilen insanlardır. Aslına bakarsanız durum göründüğünden daha komplikedir. Önemli olan aslında hayatınızda devamlılığı olan şeylerin tadını çıkarabilmektir. Rutin sıkıcı hale gelirse problemdir. Ama bunu bu hale getirmemek de yine bizlerin elindedir. Tadını çıkararak, onu daha eğlenceli hale getirerek, hayatımızın daimi fakat bizi biz yapan parçası haline getirebilirsek işte o zaman rutin candır;) Sadece kavrama takılıp yargılamamak gerekir. Onu nasıl ele aldığınız ve nasıl uyguladığınız önemlidir. İşte bu ince nüansı yakaladığınız takdirde monotonluk rahatsız edici ve sıkıcı olmaktan uzaklaşır ve sizi ifade eden, devam ettirmekten, yapmaktan hoşlandığınız, hatta hayatınızda kopmak istemediğiniz bir parçanız durumuna gelir. Bunu başarabilirseniz zaten fazla söze gerek yoktur.Artık keyfini çıkarmak kalmıştır size;) ee bunu da yapabilirsiniz artık diye düşünüyorum. Sadece hayat çok kısa ve her şey sadece biz mutlu olalım diye var; bunu görüp değerlendirmek sadece bize düşen...Bunu da becerebiliriz bence, sadece tadını çıkarın yeter, anı bir kere yaşayabiliyorsunuz ve montaj masasında filmi geriye alıp tekrar çekme şansınız yok, o yüzden karakterinizin hakkını o an vermelisiniz;))) Tadını çıkarmalı ve kavramların içini doldurup onlardan keyif alabilmeyi bilmelisiniz...Bunu yapabiliyorsak ne mutlu, yapamıyorsak yapmak da elimizde...Sakın unutmayın hayat bizim, keyif yine bizim;)))

12 Ekim 2011 Çarşamba

Aman Seller Bitmesinnnnn=)))

Ütopik de olsa eğer durum böyleyse; "Yağ yağmur hiç durmaaaa"  =)))



Bazen yağmur yağdığında yeryüzüne düşen damlaların her birinin insanların dilekleri olduğunu düşünmek istiyorum. Düşünsenize her düşen damla dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir insanın bir isteği veya hayali. Yeryüzüne düşerek toprakla buluşması da gerçekleştiğine işaret. Hele o yağmur sonrası mis gibi toprak kokusu vardır ya. Böyle bir durumda o koku da insanların mutluluklarını, sevinçlerini simgelerdi herhalde. Ferahlık, berraklık ve netlik...Hayallerin ve isteklerin sonucunu beklerkenki belirsizlik bir anda netleşiyor ve tıpkı o toprak kokusunu aldığınız zaman ruhunuzda hissettiğiniz tarih edilemez huzur duygusunu hissediyorsunuz iliklerinize kadar. Bunun gerçek olabileceğini varsayarak bu durumda sel kavramı ne olabilirdi acaba? Bence kesinlikle mutluluğunuzun sizi ve çevresinizi etkilemesi, sevincinizin paylaşarak büyümesi anlamına gelirdi. Ha bir de şu var; hani nemli,bunaltıcı ve sıkıcı bir hava olur ya ve hemen 'Yağmur yağacak, yağmur havasına işaret bu deriz' ki çoğu zaman arkasından bastırır sevgili yağmurumuz:) Hayallerinizi gerçekleştirmek isterken çaba gösterirsiniz, emek verirsiniz ama bekleme uzadıkça en son tahammül sınırına gelirsiniz ve vazgeçmeye meyilli bir ruh halinde patlamaya yakın bomba gibisinizdir, sınırdasınızdır artık. Hani en fazla çöküşe geçtiğiniz anda gerçekleşir ya istekleriniz. Tam patlamak üzere ve isyanın doruğuna ulaştığınızda, pat diye süpriz misali gerçekleşir hayaller. İşte o bunaltıcı hava da bu ruh halini temsil eder gibi sanki. Patlamak üzeresiniz hatta patladınız deyim yerindeyse; şimşekler, yıldırımlar misali. Hatta o şimşekler, yıldırımlar sevinç çığlıklarınız belki de kimbilir:) Vee zamanı gelir bir anda şakır şakır damlalar düşmeye başlar..İşte süpriz! Tam çöküşteyken rahatladınız ve isteğiniz oldu artık. Havanın o bunaltıcılığı, sıkıntısı bitti ve anında rahatladınız hatta toprak kokusunu bekler oldunuz birden. Umarım hayatınızdan o toprak kokusu ve şimşek misali süprizler hiç eksik olmaz hatta eğer benzetmeyi gerçek olarak düşünürsek, işte o zaman aman hayatınızdan seller eksik olmasın diyorum...Yağmurun tadını çıkarıp ıslanmak da çok önemli tabi unutmamak lazım;) Uzun lafın kısası o zaman "Aman seller bitmesiiinnn" hayatımızda!!!=)))